Erteleme: Tembellik Değil, Kaygı
Yazan: Psikolog İrem Yıldırım · De'Sen Psikoloji (Üsküdar) bünyesinde · · 7 dk okuma
"Yarın kesin başlıyorum" cümlesini kaç kez kurduğunuzu hatırlamıyorsanız, bu yazı sizin için. Bana gelen insanların çoğu erteleme için değil, kaygı ya da tükenmişlik için geliyor; erteleme konuşmanın ortasında çıkıyor. Ve neredeyse hepsi aynı cümleyle: "Aslında tembel biri değilim ama…" Haklılar. Tembel değiller. Bir şeyden kaçıyorlar ve o şey çoğu zaman görevin kendisi değil, görevin içlerinde uyandırdığı duygu.
Erteleme neden olur? Tembellikle ne farkı var?
Tembellikte yapmak istemezsiniz ve bundan rahatsız olmazsınız. Ertelemede ise yapmak istersiniz, yapmadığınız için kendinizi suçlarsınız, yine de yapamazsınız. Aradaki fark duygudur. Bir görevi düşündüğünüzde içinizde küçük bir sıkışma oluyorsa (belirsizlik, yetersiz kalma korkusu, sıkıcı olacağı hissi, "ya beğenilmezse"), zihniniz bu sıkışmayı hızla kapatmak ister. Telefonu elinize almak, mutfağı toplamak, "önce şunu halledeyim" demek o an gerçekten rahatlatır. Sorun şu ki rahatlama kısa sürer, görev yerinde durur ve üzerine bir de suçluluk eklenir. Döngü böyle kurulur: kaçış, geçici rahatlama, suçluluk, daha büyük kaçış.
Bir de şu var: erteleme çoğu zaman görünmez çalışır. Dışarıdan bakıldığında dizi izliyor, telefona bakıyor ya da "önemsiz" işlerle uğraşıyor görünürsünüz; içeride ise görev bir an bile aklınızdan çıkmaz. Dinlenmiyorsunuzdur, kaçıyorsunuzdur ve kaçış dinlendirmez. Bu yüzden erteleyen insanlar hem hiçbir şey yapmamış hem de tükenmiş hissederler.
Sürekli erteliyorum: altında en sık ne var?
- Mükemmeliyetçilik. "Tam yapamayacaksam hiç başlamayayım." Standart o kadar yüksek ki başlamak bile kaybetmek gibi gelir. Bu bağı mükemmeliyetçilik yazısında ayrıca anlattım.
- Değerlendirilme korkusu. İş bittiğinde birileri bakacak ve karar verecek. Bitirmemek, o kararı ertelemektir.
- Belirsizlik. Nereden başlayacağınızı bilmediğiniz iş, zihinde bir dağ gibi büyür. Dağa tırmanılmaz, ertelenir.
- Anlam kopukluğu. Görev size ait değilmiş gibi geliyorsa (başkasının hedefi, "yapmam gerekiyor" ama "istemiyorum") motivasyon tek başına yetmez.
- Yorgunluk. Bazen erteleme bir irade sorunu değil, bir pil sorunudur. Tükenmişlik döneminde her şey ertelenir; buna ayrı bir yazıda baktım.
Başlayamamak ile bitirememek aynı şey değil
Başlayamayan kişi genellikle belirsizlikten ve büyüklükten korkar; ilk adımı küçültmek işe yarar. Bitiremeyen kişi ise çoğu zaman değerlendirilmekten korkar; iş bittiğinde "yeterli mi" sorusuyla yüz yüze gelecektir. Aynı kişide ikisi de olabilir ama çözüm farklıdır. Kendinize sorun: Ben nerede takılıyorum, kapının önünde mi, çıkışın önünde mi?
Bir kompozit gözlem
Danışanlarımdan birini düşünüyorum; kimlik bilgileri değiştirilmiş, birkaç hikâye birleştirilmiş. Haftalardır bir raporu bitiremiyordu. Konuştukça ortaya çıkan şey işin zorluğu değildi: rapor, yöneticisine "ben bu işi yapabiliyorum" demenin belgesiydi ve kendisi buna inanmıyordu. Bitirmediği sürece "yapamadım" değil, "henüz yapmadım" diyebiliyordu. Bunu fark ettiği hafta raporu bitirdi. Değişen şey disiplini değildi; kaçtığı duygunun adını koymuştu.
Bir ipucu daha: ertelediğiniz işler arasında bir desen arayın. Sürekli aynı türde işleri mi erteliyorsunuz? Belki telefon etmeyi, belki yazmayı, belki birinden bir şey istemeyi. Desen, kaçtığınız duygunun adresini verir. Telefonu erteleyen kişi çoğu zaman reddedilmekten, yazmayı erteleyen kişi değerlendirilmekten, istemeyi erteleyen kişi yük olmaktan kaçıyordur. İşi değil, adresi değiştirmek gerekir.
Ertelemeyi nasıl bırakırım? İşe yarayan küçük şeyler
- Önce duyguyu adlandırın. "Bu işi düşününce ne hissediyorum?" Sıkıntı mı, korku mu, öfke mi? Adı konan duygu küçülmese de sizi yönetmeyi bırakır.
- Beş dakika kuralı. "Bitireceğim" değil, "beş dakika bakacağım." Başlamanın önündeki duvar çoğu zaman beş dakikadan ince çıkar. Beş dakika sonra bırakmak serbesttir; çoğu kişi bırakmaz.
- Görevi fiil hâline getirin. "Rapor" bir görev değil, bir korkudur. "Dosyayı aç, başlığı yaz, ilk üç maddeyi sırala" görevdir.
- Kötü ilk taslağa izin verin. İlk versiyonun işi iyi olmak değil, var olmaktır. Düzeltmek başlamaktan her zaman daha kolaydır.
- Suçlamayı bırakın. Araştırmalar, kendini erteleme için affeden kişilerin bir sonraki sefer daha az ertelediğini gösteriyor. Kendinize yüklenmek motivasyon değil, yeni bir kaçış sebebi üretir. Bunun nasıl yapılacağını kendine şefkat yazısında anlattım.
- Ortamı değiştirin, iradeyi değil. Telefonu başka odaya koymak, iradenizi test etmekten daha güvenilirdir.
Sınav döneminde erteleme
Sınav yaklaştıkça çalışmak yerine oda toplamak, ders programı yapmak, video izlemek… Bu, sınavın uyandırdığı kaygıyla baş etme çabasıdır; sınavı umursamamak değil, tam tersi. Sınav dönemine özgü yolları sınav kaygısı yazısında topladım.
Ya sorun dikkat ve odaklanmaysa?
Bazı kişilerde erteleme, çocukluktan beri süren bir örüntünün parçasıdır: başlamakta güçlük, odaklanamama, işleri son dakikaya bırakma, unutkanlık, dağınıklık ve bunların okulda, işte, ilişkilerde uzun süredir soruna yol açması. Bu tablo yalnızca duyguyla açıklanmıyorsa, yetişkinlikte dikkat ve odak zorluklarıyla ilgili bir hekim değerlendirmesi düşünmek anlamlı olur. Bunu bir etiket olarak değil, doğru desteği bulmanın yolu olarak söylüyorum; değerlendirme yapmak psikiyatristin yetkisindedir ve gerektiğinde iki destek birlikte yürür.
Ne zaman profesyonel destek düşünmeli?
- Erteleme işinizi, okulunuzu ya da ilişkilerinizi somut biçimde zedeliyorsa.
- Her ertelemenin ardından yoğun suçluluk ve kendinizi değersiz hissetme geliyorsa.
- Uyku, iştah ve genel isteksizlik de tabloya eklendiyse; bu durumda önce psikiyatriste gitmenizi isterim.
- "Aslında ne istediğimi bilmiyorum" hissi ertelemenin altından çıkıyorsa.
Danışmanlıkta ertelemeyi "nasıl yenerim" sorusuyla değil, "neyden kaçıyorum" sorusuyla çalışırız. Cevap çoğu zaman görevden çok daha ilginç çıkar.
Sıkça sorulan sorular
Erteleme bir hastalık mı?
Kendi başına bir tanı değildir; çoğu insanın yaşadığı bir davranış örüntüsüdür. Ancak dikkat zorlukları, yoğun kaygı ya da çökkünlükle birlikte sürüyorsa, altta yatan durum için hekim değerlendirmesi gerekebilir.
Motivasyonum yok, nasıl bulurum?
Motivasyon genellikle başlamadan önce gelmez, başladıktan sonra gelir. Beş dakikalık küçük bir adım, saatlerce "hazır hissetmeyi" beklemekten daha güvenilir bir kapıdır.
Son dakikada daha iyi çalışıyorum, bu da bir yöntem değil mi?
Baskı altında iş çıkarmak mümkündür ama bedeli yüksektir: uykusuzluk, kaygı ve her seferinde "bu sefer olmayacak" korkusu. Yöntem değil, alışkanlık hâline gelmiş bir kaçıştır.
Erteleme mükemmeliyetçilikle ilgili mi?
Sık sık. "Tam yapamayacaksam hiç yapmayayım" düşüncesi başlamayı engeller. Standardı düşürmek değil, ilk taslağın kötü olmasına izin vermek çözümün parçasıdır.
Kendimi disipline edemiyorum, sorun bende mi?
Sorun disiplinsizlik değil, çoğu zaman görevin uyandırdığı duyguyu taşıyamamaktır. Kendinizi suçlamak döngüyü büyütür; duygunun adını koymak küçültür.
15 dakikalık ücretsiz tanışma Hizmetlerim
Okumaya devam: Psikoloğa ilk kez gitmek · Üsküdar'da psikolog rehberi · Online danışmanlık · Kaygı nedir? · Kaygı neden geçmiyor? · Panik atak anında ne olur? · Özgüven · Kendine şefkat · Stres yönetimi · Sınav kaygısı · İlişkide iletişim · Tükenmişlik · Mükemmeliyetçilik · Değersizlik hissi · İlişkide değersizleştirilme